|
MAKALE >> Rüyalarınızın Peşinden Koşun
Merhaba, Bu hafta 20 yıl sonra biribirimizi yeniden bulduğumuz ve yeniden tanımaya başladığımız üniversite arkadaşlarımdan birisinin bana gönderdiği bir e-posta sonrası aklıma gelenlerden bahsetmek istiyorum. Bu konu 2001 krizi sırasında bir başka şekilde gündeme gelmiş gidenler, gitmek isteyip de gidemeyenler olarak siyaset meydanı programında yerini bulmuştu. Beyin Göçü ve Ülkemizdeki mevcut durum. Benim söylemek istediğim şey gitmek ve kalmak üzerine değil veya beyin göçü de değil. Bu kişilerin rüyaları ve rüyalarını gerçekleştirmek adına neler olduğu. Önce e-postada ne vardı. Ondan bahsedeyim biraz, 12 adet doktor, dünya tıp tarihinde önemli virajların dönülmesine büyük katkı sağlıyor. Çok başarılı oluyor. Başarılarını ve kimliklerini aşağıda sıralayalım. * Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu. * Goethe Üniversitesi cerrahlarından Prof. Dr. Tayfun Aybek, kalp krizini önceden haber veren 'çip' geliştirdi. * Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf'ın dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa'da 'en başarılı teknik' kabul edildi. * Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, böbrek taşlarına 'nanobakteri' adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı. * Arkansas Üniversitesi Çocuk Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı Doç. Volkan Tuzcu, çocukların kalp ritim bozuklukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi. * Amerikan Nature Dergisi, Türk doktor Murat Digiçaylıoğlu'nun 'beyin kanamasından sonra hücrelerin ölmesini önleyen buluşu'nu duyurdu. * Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırmalarını sürdüren Dr.Hande Özdinler, bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi açısından önemini ortaya koydu. * Houston Methodist Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof.Dr. Atilla Ertan, 'ABD'nin en seçkin 10 hekimi' arasına girdi. * İstanbul 70'inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi cerrahlarından Dr. Cengiz Türkmen, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen 'omurlararası sabitleyici' geliştirdi. * Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semahat Demir, ABD'de Bilim-Sağlık Ödülü'ne layık görüldü. * Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay, kadınların menopozdan sonra da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi. * Columbia Üniversitesi Kardiyoloji Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz'ün yazdığı 'You: The Owners Manuel' isimli kitap, ABD'de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci Şifresi'ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı. Yukarıda yazanları gördüğünüzde bu doktorların ortak özelliklerinin yaşadığımız güzel ülkemizin yetiştirdiği kişiler olduğu ve ancak 9 tanesinin şu anda başka bir ülke de yaşayıp, çalıştığı. Rüyalarının peşlerinden koşarken ülke sınırlarını aşan ve dünyanın diğer ülkelerinde kendileri için verimli topraklar bularak çalışıp üreten insanlar. Bu durumda ülkemizde kalan doktorlarımıza veya ülkemiz şartlarına kötü veya daha iyi demek istemiyorum. Bir başka konuya parmak basarak sizlerle paylaşmak istiyorum. "Yeterince kararlı olursam başarısızlık asla yakama yapışamaz" bu cümleyi ezberlemeli ve hücrelerinizin içine monte etmelisiniz. Başarılı insanların ortak özelliği, bir rüya görmeleridir. Bu rüyaya gündüz düşüde deriz. Kendilerinin geleceklerini yansıtan bir rüya bu. Gözlerini açtıklarında bu rüyanın her gün görecekleri ve bu rüyayı görmekten sıkılmayacaklarını fark etmeleridir. Bu rüyanın peşinden kosmaya da karar vermeleridir. Her gün rüyalarını gerçekleştirmek için bir şeyler yapmışlar, küçük veya büyük adımlar atmışlardır. İşte başarılı insanların ortak özellikleri budur. Rüyalarının peşinde koşmayan insanlar da oluyor mu? Bu sorunun cevabının bir önemi yok. Asıl soru siz rüyalarınızın peşinden koşacak mısınız? İşte bu soru önemli. Bir rüya gördünüz mü yoksa kendinizi çılgınca akan bir nehirde akan suyun akıntısı içinde gibi mi hissediyorsunuz? Haydi şimdi kalkın ve bir kez daha okuyun. "Yeterince kararlı olursam, başarısızlık asla yakama yapışamaz" Mırın, Kırın, Koşarca ve Koklarca'nın öyküsünden aklımızda kalanlar vardı. İçinde bulunduğumuz şartlar ve o şartlara uyum sağlamak. Şimdi de rüyalarımızın peşinden koşmak. Bu iki yazıdan aldığımız mesaj şu olmalı. Herkesin mevcut şartlarını değiştirmek ve rüyalarının peşine düşmek için bir çıkar yolu vardır. Çaresizlik kendi güçlerinin farkında olmayan insanlar için vardır. Beni rüyama götürecek konuda bir iş yok şu anda dünyada diyen birçok kişiyle karşılaştım. Onlara sorduğum soru? Bundan 50 yıl önce dünyada cep telefonu var mıydı? Aldığım cevap da şu oluyor. Yoktu. Ama şimdi var. Rüyalarımızı gerçekleştireceğimiz işin şu anda olmaması onun olmayacağı anlamına gelmiyor diyorum. Asıl önemli soru öyle bir iş olduğunda sen hazırlıklı olacak mısın? Eğer sen hazır değilsen, o iş olduğunda da sana vermeyecekler veya sen alamayacaksın. Aklımızda kalması gereken en önemli konu şu olacak, bir rüyanın peşinden koşacağız ve bu rüyanın farkında olacağız. Bu rüyamızı hemen gerçekleştirme imkanı bulamasak da bu rüyayı gerçekleştirebilmek için hazırlık yapıyor olacağız. Kendimizi geliştireceğiz. Bu rüyayı gerçekleştirme imkanı bize verildiğinde ise becerilerimiz o kadar gelişmiş olacak ki rüyamızı gerçekleştirebileceğiz. Tıpkı yukarıda ki doktorlarımız gibi. Rüyalarının peşlerinden koştular kendilerini hazırladılar, imkanlar sunulduğunda ise rüyalarını gerçekleştirdiler. Bugün size biraz da olsun bahsetmek istediğim kitap, "az seçilen yol" adlı kitap, içinde yazanları şu anda çok hatırlamadığım kitaptan nasıl bahsedeceğim? Bazı kitapların içindeki her kelimeyi hatırlarken bazı kitapların da ana fikirleri hatırlanız. Bu kitabın ana fikri çok önemlidir. Hazzı ertelemek. Bana göre de kitabın ana fikri buydu. Hazzı ertelemek. Yani sevdiğiniz şeyi yapmayı, kolay şeyi yapmayı sonraya bırakmak. Bunu da bir örnekle anlatıyordu. Diyelim ki bütün bir pastanın hepsini yemek zorundasınız. Bu pasta sevdiğiniz çikolata ve sevmediğiniz frambuazdan oluşuyor. Önce hangisini yersiniz. Frambuazı mı çikolatalı kısmını mı? Eğer önce çikolatalı kısmını yerseniz, sonradan frambuazı yiyeceğiniz için ağzınızda hep frambuaz tadı kalacak ve daha uzun bir süre frambuazla yani sevmediğiniz birşeyle yaşayacaksınız. Önce frambuazı yerseniz yani sevdiğiniz çikolatayı sonraya bırakırsanız, çikolata kısmı ağzınızda kalacak ve uzun süre haz alacağınız kısmı olacak. İşte hayatımız, maalesef ki sadece çikolatadan oluşan bir pasta gibi olmuyor, bu yüzden önce neyi yapacağımızı bileceğiz. Az seçilen yolun bu olmasının sebebi de zor ve meşakkatli kısmının önce yapılması gerektiği. Okulu bitirdiniz, bir işiniz yok, bu durumda yapmamız gereken rüyalarımızdan vaz geçmek değil, rüyalarımızın peşinden koşmak ve bu arada da başka bir konuda çalışmaya başlamak, bizi geliştiren, rüyalarımızı gerçekleştirmemize yardımcı olabilecek bir konuda kendimizi geliştirmek. Peki kendimi geliştirmem gereken konu ne diye sorabilirsiniz. Benim cevabım tek bir tane, bir insan ne iş yaparsa yapsın kendisini satış konusunda geliştirmelidir. Satışı öğrenmeli ve bu konuda iyi becerilere sahip olmalıdır. Sizlere önerim de hayatınızın hangi adımında olursanız olun mutlaka satış becerileri edinmelisiniz olacaktır. Satış becerileri sizi rüyalarınızı gerçekleştirmeye yakınlaştırır. Yazımızı, şimdilerde dünyanın en zengin adamı diye bildiğimiz Bill Gates in başarısının sırrını açıklamayla bitirelim. Birçok kişinin bildiğinin aksine Bill Gates'i zengin yapan şey windows programı değil o programı IBM firmasına satmasıdır. Eğer Bill Gates de programı dünyaya yayılmak üzere olan binlerce bilgisayarın içine koyamasaydı bu gün bu kadar çok kullanılan ve bilinen bir ürün haline gelemeyecekti. Az seçilse de bir yol vardır bizi rüyalarımıza kavuşturan. Rüyalarını gerçekleştiren kişilerden olmanız dileğiyle. Ahmet Cezmi Göbüt Bilgi-TEAM |
Makale Başlıkları
|